-

| 0 yorum ]



Osmanlılarda ‘terbiye’olarak ifade edilen eğitim;belli bir konuda, bir bilgi bilim dalında yetiştirme ve geliştirme etkinliğidir. Eğitim faaliyeti,amacına ulaşmada öğretim faaliyetinden yararlanır. Bu nedenle öğretim,eğitimin bir parçasıdır. Osmanlılarda ‘tedris’, ’talim’ diye tanımlanan öğretim;belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işidir. Buna göre eğitim ve öğretimin amacı,insanlara gerekli olan bilgi,kültür,değer ve bir takım davranışların kazandırılması
dır.
Osmanlı Devleti’nde eğitimin iki boyutu vardır. Bunlar:
1-)Kişilere geçerli bilgileri ve değerleri aktarmak.
2-)Hedeflenen amaçları gerçekleştirmek için kurulmuş olan kurumlar
ile eğitim ve öğretim yapmak.

| 0 yorum ]



TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİ 
 (Doç. Dr. M. Murat HATİPOĞLU )
GİRİŞ:
Bu çalışmada siyasi, askeri, sosyal ve ekonomik alanda bazen karşı karşıya, bazen de yan yana gelen ve fırtınalı bir ortak geçmişi paylaşan Türkiye ile Yunanistan’ın 1923 Lozan Barış Antlaşması’ndan 1954 Kıbrıs krizine kadar olan dönemde birbirleriyle ilişkileri ve ortaya çıkan sorunlar karşısında aldıkları tavır incelenmiştir.
Kitap Doç. Dr. M. Murat HATİPOĞLU tarafından yazılmış ve Siyasal Kitabevi tarafından Haziran 1997’de basılmıştır. Bu eser M. Murat Hatipoğlu’nun Yunanistan’daki Gelişmelerin Işığında Türk-Yunan İlişkilerinin 101 Yılı (1821-1922) adlı Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün Ankara 1988 basımı kitabın bir devamı niteliğindedir.
Eserin yazarı hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse;
M. Murat Hatipoğlu, 1951’de Ankara’da doğdu. 1975’de Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden “Linguistik”dalında hazırladığı tez ile Yüksek Lisans Derecesi alarak mezun oldu. 1975-76’da Berlin-Freie univesität’de “Semantik” çalışmalarında bulundu. 1933 yılından beri Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde görev yapan Hatipoğlu 1985’de Doç. Dr. Tuncer BAYKARA’nın yanında 1911922 Yılları arasında Yunanistan’daki Değişmeler ve Türk Milli Mücadelesi Üzerine Etkileri konulu tez’le İnkılap Tarihi Yüksek Lisans Derecesi aldı. 1986’da burslu olarak gittiği Yunanistan’da (Atina, Hanya-Girit) arşiv, kütüphane ve müzelerde araştırmalarını sürdürdü. 1988’de Yunanistan’daki Gelişmelerin Işığında Türk-Yunan İlişkilerinin 101 Yılı (1821-1922) konulu kitabı yayınlandı. Doktora çalışmasını 1993’de Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın yanında tamamladı ve 1996’da Doçent oldu.
Yakın Tarihte Türkiye ve Yunanistan 1923-1954 adlı eserde, Önsöz, Kısaltmalar ve Giriş’den sonra konu beş bölümde incelenmiştir.
Önsöz’de yazar eserini, okuyucuya kısa bir bilgi vermek amacıyla tanıtmıştır. Türk-Yunan ilişkilerine damgasını vuran Etabli ve Patriklik sorunları, İkinci dünya savaşı, on iki ada, Fener Patrikhanesi ve Kıbrıs sorunu kitapta yer alan en önemli konular olduğu için önsöz de okuyucuya gösterilmiştir. Hatipoğlu’nun bu çalışması 1993’de hazırladığı doktora tezinin daha genişletilmiş son halidir. Adı geçen tez’de 1923-1938 Yılları arasındaki Türk-Yunan ilişkileri incelenmiş olmasına rağmen, aradan geçen zaman yazarın daha geniş ölçüde araştırma fırsatı ve yeni arşiv belgelerine rastlama olanağı vermiştir. Bu sebeple bu eserde 1938’kadar değil de 1954 Kıbrıs sorununa kadar olan dönem incelenmiştir. Ayrıca önsözde yazarın, kendisini cesaretlendire ve çalışmalarına katkıda bulunanlara teşekkürlerini sunduğu bir bölüm de yer almaktadır.
Giriş kısmında Türk-Yunan ilişkilerinin 1923-54 dönemine girmeden önce, geriye dönük bir gönderme yapılmış, böylece taraflar arasındaki sorunların özetle de olsa nelere ve nerelere dayandığı okuyucuya gösterilmiştir.
Eserin birinci bölümünde; Lausanne Barış Antlaşmasını takip eden ilk beş (1923-1928) yılda Türkiye ve Yunanistan’ın ayrı ayrı sorunları ve birbiriyle olan ilişkileri araştırılmıştır. İkinci bölüm; 1928-1934 yıllarını kapsarken iki ülkenin yakınlaşmasına yol açan gelişmeler ve Balkanlar’da işbirliği için atılan ortak adımlar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölüm; 1934-1938 Yılları arasında Statüko taraftarı devletler ile Revizyonistler arasında oluşan bloklaşma karşısında iki ülkenin tutumu ve birbirleriyle olan ilişkilerini kapsamaktadır. Dördüncü bölüm İkinci Dünya Savaşı’nın sebepleri ve savaşın çıkışı, savaş karşısında Türkiye ve Yunanistan’ın tutumu ve savaş ertesinde, dünya, Balkanlar ve Türk- Yunan ilişkileri incelenmiştir. Beşinci ve son bölümde ise 1950-1954 yılları arasında Türk-Yunan ilişkilerinde yumuşama ve işbirliğinin sona ermesi ve yaşanan yoğun ilişkiler araştırılmıştır.
Eserde okuyucunun yanılgıya düşmemesi için kitapta yer alan kısaltmalar ayrı bir bölümde verilmiştir. Ayrıca yazar bölüm aralarında değerlendirmeler yaparak okuyucuların öğrendiklerini toparlaması sağlanmıştır. Kitabın sonunda iki adet ek sunulmuştur. Ek I’de; 1921-1928 yılları arasında Türk muhacir ve mültecilerinin erkek ve kadın olarak sayısal dağılımları ve 1921-1928 yılları arasında Türk muhacir ve mültecilerin yerleştirildikleri bölgeler (erkek kadın dağılımına göre) iki ayrı tablo halinde verilmiştir. Ek II’de ise; Türkiye’den muhacir ve mülteci olarak ayrılan Rumlar’ın terk ettikleri bölgelere göre sayıları ve yerleştirildikleri bölgelere göre Rumların erkek-kadın dağılımı tablo halinde gösterilmiştir.
Eserin kaynakça bölümünde yazarın faydalandığı kaynaklar özelliklerine göre; Arşiv belgeleri, yayınlanmış belgeler, resmi yayınlar, inceleme eserleri (kitaplar,makaleler) ve süreli yayınlar olarak tasnif edilmiştir.
KİTAP ÖZETİ

Yaklaşık 400 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin yönetiminde varlığını sürdüren Yunanistan 19. yüzyılda, bir taraftan 1789 Fransız İhtilalinin kaçınılmaz etkileri, bir taraftan da zamanın büyük güçleri İngiltere, Fransa ve Rusya’nın çabalarıyla 3 Şubat 1830 da ilk defa devlet olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Yunanlılar bu devletlerini kendilerine amaç edindikleri “ Megali İdea”’nın gerçekleşmesi için bir başlangıç saymışlar ve böylelikle kuruluş sınırlarının dışında olup da Rumca konuşan toplulukları üzerinde yaşadıkları topraklarla birlikte, kendi sınırları içine katarak beş denizli ve iki kıtalı büyük bir Yunanistan kurma gayretiyle hareket etmişlerdir. 1830 yılından 1922 yılına kadar süren bu hareketlerinde şark meselesinin de_ki Türklerin kademeli olarak Avrupa’dan, Balkanlardan ve nihayet Anadolu’dan sökülüp atılması ve bu toprakların Avrupalılar arasında pay edilmesi meselesine taraf olan büyük devletlerin ve özellikle İngiltere’nin desteğini sağlamıştır. 1919 Mayısın da giriştikleri Anadolu Seferi kısa zamanda Anadolu Macerası’na dönüşmüş, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruzla ister istemez bu macera durdurulmuş ve Anadolu Seferi Küçük Asya Felaketi ile sonuçlanmıştır.
Bütün bu gelişmelere karşılık Türk Milleti, içindeki yaşama azmi, bağımsızlık ve hürriyet tutkusu ile ve en önemlisi M. Kemal Paşa gibi, karizmatik bir şahsiyetin önderliğinde Yunanlıları, geniş anlamda da şark meselesinin asırlık senaristlerini önce cephelerde sonra da Lozan Barış Antlaşması’nda, elde ettiği siyasi başarılarla milletler arası boyutlarda bağımsızlık ve eğemezliğinin tescilini sağlamıştır.

I. BÖLÜM
Lozan Barış Antlaşmasını takip eden ilk beş yılda Türkiye ve Yunanistan’ın ele alındığı bu bölümde ilk önce iki ülkenin iç ve dış sorunları incelenmiştir.
Türkiye : Yaklaşık olarak ikiyüz yıl süren yenileşme ve ayakta durabilme çabalarına rağmen çeşitli sosyal, siyasi ve ekonomik sebepler yüzünden 20. Yüzyılın şartlarına uyum sağlayamayan Osmanlı Devleti’nin kalıntılarını kökten değiştirip, çağın gereklerine uygun yeni bir Türkiye kurmak ve bu ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesine çıkarmak için Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra yönetim biçiminden başlayarak her alanda yapılan inkılaplarla ülkeyi yeniden şekillendirmek gerekiyordu. Bu doğrultuda Cumhuriyetin İlanı, Saltanatın ve Hilafetin Kaldırılması gibi, siyasi alanda bir dizi inkılaplar yapılırken, sosyal alanda da Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır. Böylelikle laikleşme süreci başlamış ve batı uygarlığına yöneliş gerçekleşmiştir.
Türkiye içeride bu sorunlarla uğraşırken dış politikasında da barışçı, yapıcı ve dengeci bir yol izlemiş ayrıca tarafsızlığa da özen göstermiştir. Toprak bütünlüğü gibi hassas konulara sahip çıkmış, yayılmacı ve maceracı politikalardan kendini uzak tutmuştur. Dış politikada ki ilk ve en önemli başarı Lozan Antlaşması’ dır. Bunu takip eden dönem de Türk dış politikası için pürüzsüz bir dönem olmamıştır. Lozan da halledilemeyen sorunlar Türkiye’yi uzun süre meşgul etmiştir. Bu sorunlardan başlıcalar; Musul, Oniki Ada, Hatay ve Boğazlar Sorunu’ dur.
Yunanistan : 1919- 1922 yollarında giriştiği Anadolu Seferinden ağır bir yenilgiyle çıkan Yunanistan, Eleftherios Venizelos’un da iktidardan uzaklaşmasını takiben batılı devletlerin de yardımı kesmesi ile “Venizelosculuk-Konstantincilik” veya “Cumhuriyetçilik-Kralcılık” gibi sürtüşmelerin içine düşmesine sebep olmuştur.
Yunanistan’ın Anadolu da uğradığı ağır bozgunun sonuçları, 1922 Eylülünden itibaren hissedilmiş ve ülke sosyal, siyasi ve askeri bir kaos içine girmişti. Anadolu bozgunundan sonra Yunan siyasi hayatının uzun ve bilinmeyen bir süre için Megali İdea ideolojilerine dayanan dönemi kapanmış oluyordu. Yine bu bozgunun ülkede yarattığı siyasi bunalımlar içinde Kral Konstantin’in tahtı bırakıp kaçması, sorumluların tespiti ve cezalandırılması ve 1909 Gudi Darbesi gibi olaylar yaşanmış ve 1924 de Venizelos’un tekrar Başbakanlığı kabul etmesi ile siyasi ortam bir süre durgunlaşmıştır.
Ülkesinin başına gecen Venizelos Yunan iç politikasının karakteristik çekişmelerinden uzak durmayı bilecek, dikkatini öncelikle dış politika alanına sevk edecektir; ama bu sefer sadece tek bir büyük devlete dayanmaksızın ve bölge dengelerini kollayarak gerekli adımlar atacaktır. Burada Dünyanın genel durumunu göz ardı etmediğini belirtmekte fayda vardır. Çünkü Venizelos, gerek iç gerekse dış siyaset konularında 1910’lı yıllardan beri tecrübe sahibi olan artık ülkesinin çıkarlarının hangi boyutlarda korunabileceğinin bilincinde olan bir politikacıdır.
Yunanistan’ın dış sorunları arasında ilk olarak Ağustos 1923 de ortaya çıkan Yunan-İtalyan Sorunu, 1925 Ekiminde ortaya çıkan Yunanistan-Bulgaristan krizi, Yugoslavya ile “Selanik Limanı Serbest Bölge Sorunu” otaya çıkmıştır.

| 0 yorum ]


LONDRA KONFERANSI (1840) (Mısırla ilgili)
Katılan Devletler: İngiltere,Avusturya,Prusya,Rusya ve Osmanlı Devleti
Maddeleri:
1)-Mısır Valiliği,babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa'ya verilecek, fakat hukuki yönden
Osmanlı'ya bağlı kalacak.
2)-Mısırda vergiler padişah adına toplanacak, dörtte biri İstanbul'a gönderilecek.
3)-Suriye,Adana ve Girit Osmanlı'ya geri verilecek.

 NOT: Bu anlaşmayla Mısır iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlı imtiyazlı bir eyalet
      haline geldi.

 LONDRA KONFERANSI (1841) (Boğazlarla ilgili):
   Hünkar antlaşmasının süresi bitince Londra'da bir konferans toplandı. Toplantıya İngiltere,
   Rusya,Fransa, Avusturya, Prusya ve Osmanlı Devleti katıldılar. Londra da imzalanan boğazlar
   sözleşmesine  göre;
     Boğazlar Osmanlı Devleti'nin olacak,ancak Osmanlı barış halindeyken boğazlar bütün savaş gemilerine
     kapatılacaktı.

  ÖNEMİ:
   1)-Bu sözleşme ile boğazlar,devletlerarası bir statü kazandı.
   2)-Osmanlının boğazlar üerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir.
   3)-Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybederken, Fransa ve İngiltere Akdenizdeki güvenliklerini
      artırmışlardır.

| 0 yorum ]



KUTSAL İTTİFAK DEVLETLERİ: Bunlar Avusturya,Rusya,Lehistan,Venedik ve Malta'dır.
 SAVAŞ: Kutsal ittifak Devletleri ile Osmanlı Devleti arasındaki savaşlar yaklaşık 16 yıl sürdü.
        (1683-1699) (Bu arada IV.Mehmet yeniçerilerin isyanıyla tahttan indirildi. Yerine sırasıyla
        II.  Süleyman, II.Ahmet ve II.Mustafa padişah oldular.) Zor durumda kalan Osmanlı Devleti barış
        istemek zorunda kaldı. Karlofça antlaşması imzalandı.(1699)

| 0 yorum ]



 ANADOLU'DA TÜRK BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI:
     Hatırlanacağı gibi Anadolu'da Türk birliğinin  sağlama çabaları Orhan Bey zamanında başlatılmış, bu
  dönemde Karesi beyliği Osmanlılara bağlanmış, Ankara Ahilerden alınarak Osmanlı topraklarına
  katılmıştı.
     I. Murat devrinde beyliklerle akrabalık yoluyla dostluk kurulmaya çalışılmış, Germiyanoğulları'ndan
  çehiz olarak bazı topraklar alınmış, Karaman Bey'i akrabalığa rağmen düşmanca davranışlarını
  sürdürünce üzerine sefer düzenlenmiş, yine Hamitoğulları'ndan para karşılığı bazı topraklar satın
  alınmıştı.
     YILDIRIM BAYEZID Anadolu birliğini sağlamak için iki sefer düzenledi. Bu seferler sonucunda:
     a)- Batı Anadolu'daki beyliklerden Germiyan, Aydın,Saruhan, Menteşe ve Hamitoğullarına son verildi.
     b)- Candaroğullarına son verildi.
     c)- Kadı Burhanettin Beyliği (Eretna devleti) ile yapılan KIRKDİLİM savaşında Osmanlı kuvvetleri
          yenildi. Şehzade Ertuğrul şehit oldu. Kadı Burhaneddin'in Akkoyunlu Devletiyle yaptığı savaşta
          ölmesi üzerine bu beyliğin toprakları da Osmanlılara katıldı.
     d)- 1401 yılında Karamanoğullarına son verildi.
     e)- Dulkadir oğulları Beyliği Osmanlılara bağlandı.

| 0 yorum ]


KARLOFÇA ANTLAŞMASI(1699):
      Avusturya'ya ¦¦¦>  Banat ve Temeşvar hariç bütün Macaristan ve Erdel Beyliği
      Venedik'e ¦¦¦¦¦¦>  Mora ve dalmaçya kıyıları
      Lehistan'a ¦¦¦¦¦>  Podolya ve Ukrayna verildi.
      Rusya ile ateşkes imzalandı, peşinden 1700 yılında İSTANBUL ANTLAŞMASI imzalandı.Buna göre;
      Azak Kalesi Rusya'ya verildi, Ruslar İstanbul'da elçi bulundurabileceklerdi.
   KARLOFÇA'NIN ÖNEMİ:
      a)- Karlofça Osmanlının toprak kaybettiği ilk antlaşmadır
      b)- Bu antlaşma ile Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki egemenliği sona ermiştir.
      c)- Osmanlı Devleti "Gerileme dönemi"ne girmiştir.
      d)- Ayrıca İstanbul antlaşmasında Rusların Azak kalesini almaları onların Karadeniz'e inmelerini
          sağlamıştır.

| 0 yorum ]



ANKARA SAVAŞI (1402):
    15. yüzyıl başlarında Osmanlılar doğuda Memlük ve Timur Devletiyle komşu olmuşlardı. Timur Çağatay
Hanlığına son vererek büyük bir devlet kurmuş, Altınorda devletinin parçalanmasına yol açmış, İran,Irak
ve kuzey Hindistan'ı topraklarına katıp, 1400 yılından itibaren Osmanlı topraklarına saldırmaya
başlamıştı.
  ANKARA SAVAŞININ SEBEPLERİ:
    a)- Yıldırım tarafından toprakları alınan Anadolu Beylerinin Timur'a sığınarak, onu kışkırtmaları.
    b)- Timur tarafından toprakları alınan Irak hükümdarı Celayiroğlu Ahmet ve Karakoyunlu hükümdarı
        Kara Yülük Osman'ın Yıldırım'a sığınmaları
    c)- Timur'un Çin'e yapacağı sefer öncesinde arkasında güçlü bir devlet bırakmak istemeyişi.
    d)-Timur'un Osmanlı'dan kabul edilemez istekleri.

  NOT: Timur Yıldırım Bayezıt'dan Anadolu Beylerinin  topraklarını iade etmesini, Celayiroğlu Ahmet
            ve Kara Yülük Osman'ın kendisine teslim   edilmesini, Osmanlı Devletinin kendisine
            bağlılığını bildirmesini istemişti.

  SAVAŞ: İki ordu arasında savaş, Ankara'da Çubuk ovasında yapıldı. KARATATARLAR'ın ve Anadolu
        beylikleri askerlerinin saf değiştirmesi Osmanlı ordusunun savaşı kaybetmesine ve Yıldırım
        Bayezıt'ın esir düşmesine neden oldu.
  SONUÇLARI:
    a)- İlk ve son kez bir Osmanlı padişahı savaşta esir düştü.
    b)- Osmanlı Devleti 11 yıl sürecek Fetret devrine girdi.
    c)- Anadolu Türk birliği yeniden bozuldu, beylikler yeniden kuruldu. (Karesi ve Kadı Burhaneddin
        beylikleri hariç)
    d)- Balkanlar'da Osmanlı ilerleyişi bir süre durdu, hatta bazı topraklar kaybedildi.
    e)- Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti.